8 Haziran 2023 Perşembe

Nekahat Devresinde Sinema



2023 yılı pandemi sonrası dönemin ilk Cannes Film festivali (ve film marketi) olması açısından önem taşıyordu. Endüstrinin de etkinliğe katılımı oldukça yüksek düzeyde oldu, Bu yıl festivale toplamda 13.500 profesyonel akredite oldu (bu rakam pandamı öncesi son festival olan 2019 yılında 12.500 kişiydi). Sponsorların da ilgisinin yüksek olduğu görüldü, festivalin Tiktok ile işbirliği devam etti. 

Son yıllarda film marketlerde etkisini gösteren dijital platformların film alma rüzgarı biraz hız kesmiş göründü. Onun yerine ise yaptırım uygulanan Rusya’nın içerik satın almada sunduğu çok cazip teklifler konuşuluyordu. Görünen o ki savaşın askıya aldığı ticari ilişkiler paranın dayanılmaz cazibesiyle gözardı edilmeye başlanmış.


Peki sinemanın ne durumda? Eski gücüne kavuşmuş mu, işler rayına oturmuş mu? Her ne kadar basında sürekli sinemanın pandeminin etkisini atlattığı yönünde yazılıp çizilse de box office pandemi öncesi son yıl olan 2019 yılını baz alırsak ABD’de %25, Avrupa'da ise %28 aşağıda seyrediyor. Üstüne bir de 2019 - 2023 yılları arasındaki gelişme etkisini de hesaba katarsak aslında sinemanın 2023 yılında olması gereken seviyenin minimum %35 daha altında seyrettiğini söyleyebiliriz. 


Sinema bir yandan salgının açtığı yaraları sarmaya çalışırken bir yandan da tüm dünyayı etkisi altına alan enflasyonist ortamda film üretebilmek için yeni zorluklarla savaşıyor. Daha hızlı bir  toparlanma için endüstriye daha yüksek miktarlarda para enjekte etmek gerekiyor. Ancak pandeminin hırpaladığı  ülke ekonomilerinin bunu bu hızda finanse etmeleri biraz zor. Dolayısıyla toparlanma için biraz daha zaman gerekecek. 


Bu gözlemler ışığında sinemanın "nekahat evresinde" olduğunu söylemek daha doğru bir saptama olur. Gilles Deleuze - Claire Parnet'nin "Diyaloglar" adlı kitabında "nekahat devresi" şöyle tanımlanır: "Nekahat devresinde olmak, gittikçe daha kanaatkâr, daha basit, daha tutumlu adımlar atmaktır." Kanaatimizce bağımsız sinemanın şu andaki durumu tam da budur. Ve bu nekahat durumu ne bir ilerleme ne de bir gerileme olarak kabul edilebilir. Sonucu ise bu nekahat evresinin ne kadar süreceği belirleyecek. 


Tüm bu gelişmeler karşısında Türkiye sinema endüstrisi ne durumda? 


O da bir sonraki yazının konusu olsun diyelim.