cannes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cannes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mayıs 2026 Cumartesi

Cannes 2026 : Esamemiz okunmuyor...

 Yine bir Cannes Film Festivali geldi çattı. Her zaman olduğu gibi bu yıl da dünya sinemasının yönünü belirleyen, endüstrinin tüm bileşenlerini bir araya getiren, günümüzün sorunlarının tartışıldığı ve geleceğe dair umutların dile getirildiği bir festival olma anlamında endüstrinin amiral gemisi olma özelliğini koruyor.

Öte yandan ülke olarak maalesef "esamemizin okunmadığı" bir yıl daha olması anlamında da bir durum arzediyor. Bu yıl Türk standının yanısıra 16 Mayıs gecesi Türkiye'den televiyon ünlülerinin boy gösterdikleri bir etkinlik düzenlendi. 

Sinema anlamında esamemizin okunmamasının ne anlama geldiğinin daha net anlaşılması için aşağıdaki tabloyu çıkardım. Yarışma, Un Certain Regard, Director's Fortnight ve Semaine De La Critique seçkisindeki filmlerin ana yapımcılarının ve ortak yapımcılarının hangi ülkeden olduğuna dair şu şekilde bir liste oluştu:

ÜlkeAna YapımOrtak YapımToplam
Fransa202545
ABD7411
İspanya459
Belçika4812
Japonya415
Almanya31013
İngiltere224
Avusturya213
Şili213
GKore22
Meksika134
Romanya123
Letonya112
Norveç156
Polonya112
Nepal11
Ruanda11
O.Afrika Cum.11
Yunanistan11
Yemen11
Çin11
Kosova11
İrlanda11
Thailand11
Venezuela11
Arjantin11
İtalya88
Brezilya44
İsviçre33
Lksemburg33
Danimarka33
Katar22
Finlandiya22
Uruguay11
Bulgaristan11
İsveç11
Hollanda11
Macaristan11
Nijerya11
Mısır11
Ürdün11
İrlanda11
Lübnan11
Filistin11
S.Arabistan11
Fas11
Estonya11
Litvanya11
Gabon11
Kongo11
Fildişi Sahilleri11
Singapur11
Tayland11

Görüleceği gibi listede 53 ülke var. Ülkelerin yapımcısı veya ortak yapımcısı olduğu toplam 180 adet jenerik alanı mevcut ve ne yazık ki biz hiçbirinde yokuz. Listedeki ülkelere bakarsanız gerçekten durumun vahametini anlarsınız.

(TRT ve bakanlık destekli bir film yarışma seçkisinde yer alsa da resmi künyede ülke olarak Türkiye yer almıyor. Finansman karşılığı olarak yapımcıya Türkiye satış hakları verilmiş, yani resmi olarak Türkiye ortak yapımcı olarak yer almıyor)

Televizyon starları ile etkinlik yapmak yerine acilen sektör bileşenleri ile bir araya gelerek sinemanın bu en önemli platformunda kişisel başarı öykülerinden bağımsız olarak sistemli ve sürekli olarak yer alabilmenin yollarını araştırmamız gerekiyor.


   


21 Ağustos 2025 Perşembe

Ülkelerin Covid Öncesiyle ve Sonrasıyla Festival Performansları

 

Aşağıdaki tabloda Covid öncesi (2017 - 2019) ve Covid sonrası (2023 - 2025) ülkelerin festival performanslarını değerlendirmeye çalıştık. Bunu yaparken sadece üç büyük festivalin (Berlin, Cannes, Venedik) "ana yarışmasını" değerlendirmeye aldık. Filmlere de yapım şekline göre (ortak yapım olmayan, büyük ortak yapımcı, küçük ortak yapımcı) bir puan vererek ortalama bir değer elde etmeye çalıştık. Bu tür genel bir yaklaşım ile bile üzerinde yorum yapabileceğimiz bazı veriler etmemizi sağladı.  

Ülke2017-20192023-2025
1Fransa111135
2ABD8585
3İtalya4571
4Almanya5456
5İngiltere2336
6Çin2219
7Japonya1814
8Belçika1418
9Kanada1115
10İspanya1112
11Meksika912
12G.Kore129
13Norveç1010
14Avusturya108
15Danimarka512
16İsveç107
17Polonya116
18İsviçre511
19Brezilya88
20Avustralya96
21İran68
22Romanya77
23İrlanda47
24Portekiz65
25Hollanda28
26Şili54
27Lüksemburg09
28Macaristan81
29Tayvan16
30Rusya70

Listeye bakıldığında Fransa'nın endüstri olarak festivallerdeki görünürlüğünü iyiden iyiye pekiştirdiğini, İtalya'nın ciddi bir atağa geçip Almanya'yı geride bıraktığını, sinemaya daha ekonomik değer bazlı yaklaşılan İngiltere'nin festival performansını da geliştirdiğini,  Danimarka'nın atağa kalktığını, Benelux (Belçika, Hollanda, Lüksemburg) ülkelerinin ciddi bir yükselişte olduğunu görüyoruz. Listenin 29. sırasında Tayvan'ın kendine yer bulduğunu, buna karşılık Polonya, Macaristan gibi ülkelerin pandemi sonrası festival performanslarında gözle görülür bir düşüş yaşadığını da tablodan anlıyoruz. Rusya'nın durumu ise malum, savaş ve onunla bağlantılı ambargolardan kaynaklanıyor.

Bu ilk genel saptamaları yaptıktan sonra bunların gerekçelerini anlamaya çalışmak ise işin esas önemli kısmı ve bu yazının asıl amacını oluşturuyor.

Covid salgını hayatın tüm alanlarını olduğu gibi sinema endüstrisini de çok olumsuz şekilde etkiledi. Sinemaların uzun süre kapalı kalması, dijital platformların artan pazar payı, covid etkisi ile bozulan ekonomik parametreler sinemayı direkt olarak olumsuz şekilde etkiledi. Ülkeler salgının yarattığı olumsuzluklara karşı çeşitli ekonomik önlemler aldılar. Nitekim sinema sektörü için de çeşitli teşvik ve desteklerin arttırılmasının etkilerini bu tabloda hemen gözümüze çarpıyor.

Yukarda bahsettiğimiz tabloda göze çarpan İtalyan yükselişi sürpriz değil. 2022 yılında sektöre sağlanan vergi teşviklerinin %30'dan %40'a yükseltilmesi (yerli yapımların da bu teşviklerden yararlanıyor) ve 2019 yılında 400M € devlet destek fonunun 2022 yılında 800M €'ya yükseltilmesi ile pandemi öncesi yıllık ortalama 278 olan film üretim sayısını 2024 yılında 400'e çıkardı ve bu haliyle de üretilen uzun metraj film sayısı açısından üretimi  İtalya'yı 2024 yılı sonu itibariyle Avrupa'nın zirvesine taşıdı.
 
İngiltere de bağımsız sinemayı desteklemek için oluşturulan Bağımsız Film Vergi İndirimi (IFTC) oranı %40'a yükseltildi. Ayrıca sektörle ilgili olarak çalışma yapan komite hükümete ülkenin tekrar Creative Europe programına dahil edilmesi, dijital platformlara %5 rüsum uygulanması, IFTC'den yararlanan bağımsız yapımlara P&A harcamalarında da %25 oranında ek bir vergi indirimi sağlanması gibi öneriler içeren bir rapor sundu.

Almanya'da FFA tarafından film projelerini değerlendirilerek sağlanan federal fon otomatik destek sistemine dönüştürüldü. Bunun dışında %30'luk otomatik vergi indirimi ve dijital platformlara cirolarının %20'lık kısmını yerli içeriklere yatırma zorunluluğu getirme gibi düzenlemeler ile ilgili çalışmalar başlamış durumda.  

Polonya’nın “yavaşlamasının” nedeni biraz bizdeki duruma benziyor. Sinemadaki devlet desteklerinin "politik filtreden" geçirilmesi ve hükümeti rahatsız etmeyecek projelere verilmesi, daha yüksek bütçeli iddialı yapımların ise finansman garantisi sunan dijital platformlara yapılmaya başlanması ülkenin festival performansının yavaşlamasının temel gerekçeleri olarak göze çarpıyor.


Macaristan’ın durum ise daha farklı. Macaristan şu anda Avrupa’da İngiltere’nin ardından en çok yabancı proje çeken ülke konumuna geldi. İyi işleyen %30 yapım teşviği, gelişmiş stüdyo altyapısı, yabancı dil bilen ekipleri ile büyük yapımlar Macaristan'a akın etti. Ancak bu durum bağımsız filmlerin endüstrideki alanını oldukça daralttı. Macar film endüstrisi bir yandan ciddi anlamda ekonomik bir rönesans yaşıyorken, diğer yandan bağımsız filmlerin finansmanının pandemi öncesine kıyasla oldukça zorlaştığı bir yer haline geldi.


Uzun lafın kısası ülkelerin sinema sektörlerine yönelik yaptıkları mesailerin festival görünürlüklerine de direkt olumlu olarak yansıdığını söylemek yanlış olmaz. 


Top 30 listesinde olmayan Türkiye'nin performans değerlendirmesi ise bir sonraki yazımızın konusu olacak. 


 


 
 
    

8 Haziran 2023 Perşembe

Nekahat Devresinde Sinema



2023 yılı pandemi sonrası dönemin ilk Cannes Film festivali (ve film marketi) olması açısından önem taşıyordu. Endüstrinin de etkinliğe katılımı oldukça yüksek düzeyde oldu, Bu yıl festivale toplamda 13.500 profesyonel akredite oldu (bu rakam pandamı öncesi son festival olan 2019 yılında 12.500 kişiydi). Sponsorların da ilgisinin yüksek olduğu görüldü, festivalin Tiktok ile işbirliği devam etti. 

Son yıllarda film marketlerde etkisini gösteren dijital platformların film alma rüzgarı biraz hız kesmiş göründü. Onun yerine ise yaptırım uygulanan Rusya’nın içerik satın almada sunduğu çok cazip teklifler konuşuluyordu. Görünen o ki savaşın askıya aldığı ticari ilişkiler paranın dayanılmaz cazibesiyle gözardı edilmeye başlanmış.


Peki sinemanın ne durumda? Eski gücüne kavuşmuş mu, işler rayına oturmuş mu? Her ne kadar basında sürekli sinemanın pandeminin etkisini atlattığı yönünde yazılıp çizilse de box office pandemi öncesi son yıl olan 2019 yılını baz alırsak ABD’de %25, Avrupa'da ise %28 aşağıda seyrediyor. Üstüne bir de 2019 - 2023 yılları arasındaki gelişme etkisini de hesaba katarsak aslında sinemanın 2023 yılında olması gereken seviyenin minimum %35 daha altında seyrettiğini söyleyebiliriz. 


Sinema bir yandan salgının açtığı yaraları sarmaya çalışırken bir yandan da tüm dünyayı etkisi altına alan enflasyonist ortamda film üretebilmek için yeni zorluklarla savaşıyor. Daha hızlı bir  toparlanma için endüstriye daha yüksek miktarlarda para enjekte etmek gerekiyor. Ancak pandeminin hırpaladığı  ülke ekonomilerinin bunu bu hızda finanse etmeleri biraz zor. Dolayısıyla toparlanma için biraz daha zaman gerekecek. 


Bu gözlemler ışığında sinemanın "nekahat evresinde" olduğunu söylemek daha doğru bir saptama olur. Gilles Deleuze - Claire Parnet'nin "Diyaloglar" adlı kitabında "nekahat devresi" şöyle tanımlanır: "Nekahat devresinde olmak, gittikçe daha kanaatkâr, daha basit, daha tutumlu adımlar atmaktır." Kanaatimizce bağımsız sinemanın şu andaki durumu tam da budur. Ve bu nekahat durumu ne bir ilerleme ne de bir gerileme olarak kabul edilebilir. Sonucu ise bu nekahat evresinin ne kadar süreceği belirleyecek. 


Tüm bu gelişmeler karşısında Türkiye sinema endüstrisi ne durumda? 


O da bir sonraki yazının konusu olsun diyelim.