Sinema Genel Müdürlüğü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sinema Genel Müdürlüğü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Temmuz 2025 Çarşamba

SİNEMA ENDÜSTRİMİZİN “YENİ NORMALİ” NE?

Avrupa Görsel İşitsel Gözlemevi tarafından bu yıl Cannes Film Market sırasında yapılan "Focus 2025 - Key trends In the film sector" başlıklı sunumda 2024 yıl sonu itibariyle sinemaya giden seyirci sayısının pandemi öncesinin  halen %32 gerisinde olduğu belirtildi. Gözlemevinin sunumundaki en çarpıcı nokta ise gelinen bu seviyelerin artık “Yeni Normal” olarak kabul edileceği, 2025 yılından itibaren artık pandemi öncesi ile karşılaştırmalı analizler yapılmayacağının belirtilmesi oldu.

Bilindiği gibi ülkemizde de pandeminin sinema endüstrisi üzerinde oldukça olumsuz etkileri oldu. Bizde bu etkinin ölçülmesini ekstra zorlaştıran başka önemli faktörler de var: Ağır ekonomik kriz,  2023 yılında yaşadığımız deprem felaketi, dijital platformların etkisi vb birçok unsuru hesaba katınca işin içinden çıkmak o kadar kolay değil.


2025 yılının ilk altı aylık bölümüyle ilgili çeşitli rakamlar geçtiğimiz günlerde medyada paylaşılmaya başlandı. Açıklanan rakamlara göre 2025 yılı Haziran sonu itibariyle satılan bilet sayısı 14 milyon seviyelerine kadar gerilemiş durumda, ki bu da geçtiğimi yıla göre %27’lik bir düşüş anlamına geliyor. Dolayısıyla sinemamız, bırakın pandemiyi, 2008’lerdeki seviyelerin bile çok altına düşmüş durumda. Buna karşılık sektör biletteki fiyat artışlarıyla gişe gelirlerini arttırarak hayatta kalmaya çalışıyor.


Durumun ciddiyetinin nihayet farkına varılmasıyla Sinema Genel Müdürlüğü şubat ayında özellikle de ana akımı temsil eden yapımcılar, dağıtımcılar, salon sahipleri ile bir kriz toplantısı düzenledi.  Sektör bileşenleri ile kötü gidişin nedenleri ve bunun durdurulması ile ilgili çözüm önerileri tartışıldı. Bu toplantıda ortaya çıkan manzara durumun vahametini gösteren bir durum arzediyordu. Çünkü kimse sorunun kaynağı ile ilgili somut tespitler yapamadığından somut elle tutulur çözüm önerileri sunamadı.


Kültürel ve sosyal etkilerinin yanısıra sinema endüstrisi ekonomik anlamda da sadece satılan sinema biletinden ibaret değil elbette. Sektör nitelikli işgücüne istihdam sağlama, teknoloji kullanma ve kayda değer bir harcama etkisi yaratma gibi önemli özelliklere sahip. Bu anlamda da birçok bileşeni olan bir ekosistemden bahsediyoruz. 


Sinema endüstrimizin bu zor zamanlarda sadece mevcut bakanlık destekleriyle ayakta kalması mümkün görünmüyor. Türkiye’de 2024 yılında sinemaya ayrılan toplam destek tutarı yaklaşık 8 milyon Euro. Bunu toplam ülke nüfusuna böldüğünüz zaman "kişi başı" (per capita) destek tutarı olarak karşımıza 100.000 € gibi bir değer çıkıyor. Bu tutar Türkiye  çapında bir ülke için çok ama çok yetersiz. (Karşılaştırma yapmak açısından kişi başı  (per capita) destek tutarı İtalya, Danimarka, Fransa gibi ülkelerde kişi başı 10 milyon €, İsveç, Hollanda, Hırvatistan gibi ülkelerde ise 5 milyon € seviyelerinde).  Öte yandan Türkiye’de bu çok sınırlı desteklere erişmek isteyen yapımcıları çaresizliğe sürükleyen ciddi banka teminat koşulları mevcut. 


Sinemanın ekonomik ve kültürel katma değerini sürdürebilmesi için desteklerin arttırılması gerekiyor. Ayrıca sektörün vergi teşvikleriyle de desteklenmesi şart.  Vergi teşvikleri derken AB ülkelerinin birçoğunda sinema sektöründe artık yerleşik hale gelmiş, sinema desteklerine ilave olarak yapımcıların kullandığı  bir dolaylı destek sisteminden bahsediyoruz. Kdv, sosyal güvenlik pirimleri, stopaj gibi yapım bütçelerinde ciddi yer tutan kalemlerin yapımcıya iade edilmesini içeren bir destek türü bu.


Bu tip bir vergi teşviği sadece sinema sektörü için değil, ciddi anlamda krize girme alametleri gösteren dizi sektörü için de rahatlatıcı olacaktır. Türkiye’nin mevcut ekonomik koşullarında bu tip teşviklerin ne kadar imkan dahilinde olduğu ise başka bir tartışmanın konusu. Şimdilik öncelikli hedef bu serbest düşüş halini durdurup sinema sektörümüzü bir "Yeni Normal" yörüngesine oturtmak olmalıdır.



 

16 Haziran 2015 Salı

Kdv iadesi hakkında



Türkiye'de çekilen yabancı filmler için kdv iadesi imkanı bulunuyor.
Sinema Genel Müdürlüğü'nün 'teşvik' olarak sunduğu bu mekanizma nedir
ve nasıl işliyor, bu yazımızın konusu bu.
 
Öncelikle KDV iadesi almanın şartları neler?

1- Filmin Türkiye'de çekilmesi gerekiyor.
2- Filmin yapımcısının yurt dışında bir şirket olması gerekiyor. Yani filmden yurt dışında faydalanılması gerekiyor.
3- Yapımda harcanan tutarın yabancı para cinsinden Türkiye'de prodüksiyon
hizmeti veren şirketin hesabına gelmesi gerekiyor.
4- Prodüksiyonla ilgili tüm faturaların Türkiye'deki prodüksiyon hizmeti veren şirketin adına kesilmiş olması gerekiyor.

Eğer bu şartlar oluşmuşsa kesilen faturaların kdv tutarlarının iadesini talep edebiliyorsunuz.

Bu talebi oluşturmak için bir yeminli mali müşavire ihtiyacınız var. Sonrasında da şu aşamalardan geçiyorsunuz:

- Yeminli mali müşavir tüm faturaların gerçek olup olmadıklarını fatura kesen şirketleri arayarak kontrol ediyor.

- Talep formunu doldurup ilk başvuruyu yapıyor. (Bunun için vergi dairesinden internet şifrenizi almanız lazım)

- Maliye bu ön aşamadan sonra varsa sorularını iletiyor, siz de onları yanıtlıyorsunuz.

- Daha sonra vergi dairesinden şirketinize yoklamaya geliniyor.

- Yoklamadan sonra da size vergi iadesi işleminin tamamlanması için bir adet form bırakıyorlar. Formu 15 gün içinde güncel mali verileriniz, sgk dökümleriniz, ofisinizin 3 adet fotoğrafı olacak şekilde dosyalayıp kaşeli - imzalı bir şekilde
vergi dairesine teslim ediyorsunuz.

Peki bu işlemler ne kadar sürüyor?

Tam 9 ay !...

Bu kadar yavaş işleyen multi - bürokratik  bir sistemi uluslararası mecrada "sinema teşviği" olarak sunmak biraz gülünç olmuyor mu?

Hangi yapımcı 9 ay sonra alabileceği bir KDV iadesi için (yani pratik olarak filmin post prodüksiyonunda ve vizyon aşamasında bile kullanılamayacak olan bir iade bu) Türkiye'ye gelir ki?

Hele de birçok ülkede cazip Vergi Teşvikleri (Tax Rebate) ve Vergi Destekleri (Tax İncentive - ki bu destek peşin olarak önden alınabiliyor) varken!

Gelin adını koyalım: Kdv iadesi bir sinema teşviği değil, havaalanlarında turistlere sunulan bir turizm teşviğidir.



















21 Şubat 2013 Perşembe

"Izgara et" değil "İade et"


Son günlerde kulağımıza garip duyumlar geliyor. Sorun şöyle özetlenebilir: Bakanlık sinemada gösterime giremeyen filmlere verdiği yapım desteğini faiziyle geri istiyor!..

Meclise sunulan yeni taslak kanunda böyle bir ifade ne yazık ki var. Ancak şu anda geçerli olan  5224 sayılı destekleme kanununda böyle bir hüküm yok. Mevcut kanundaki hüküm "yapımın gösterime girmemesi veya tarihinin tespit edilememesi halinde, en geç desteğin yapıldığı yılı takip eden takvim yılı sonu itibarıyla gösterime girmiş sayılır." şeklinde.Diğer bir deyişle filmin gösterime girmesi "filmi ticari faaliyete koyma" olarak kabul ediliyor ve geri ödemenin başlatılması için bir yeşil ışık yakıyor.

Bildiğimiz hiçbir sinema fonu ticari gösterime girmeyen filmlere verdiği destek tutarının tamamını geri talep etmiyor. Yapımı gerçekleşmiş, post prodüksiyonu tamamlanmış, ve hatta belli festivallerde gösterilmiş bir filme "sen ticari gösterime girmedin, ver benim bütün paramı geriye" demek mantıkla açıklanması zor bir durum. Vizyona giremedi diye bakanlık dışında filme destek olan diğer fonların ve yatırımcıların da aynısını yaptığını düşünsenize! En yakın örnek olarak üyesi olduğumuz Eurimages sadece "son taksit" ödemesini desteklenen filmin tüm ortak yapımcı ülkelerde gösterime girmesi şartına bağlanmış.

Bizdeki bu dert ilk filmini yapan ve yapımcısı olmayan filmlerin başına gelmesi muhtemel bir durum. Kanımızca doğru olan yöntem bakanlığın bu filmlere verdiği parayı geri istemek yerine filmlerin vizyona girebilmesi için ek destekler vermesi. Ayrıca filmlerin vizyona girme tarihi konusundaki sürenin daha uzun tutulması.

Uzatma Dakikaları'na göre ulusal festivallerin yarışma bölümlerinde gösterilen filmler "sinemada gösterim" şartını teknik olarak gerçekleştirmiş olmaktadır. Festivallerde bilet satılması sebebiyle bunun ticari bir etkinlik olduğunu kabul edebiliriz. Festivalciler biraz kızacak belki ama ulusal yarışma filmlerinin yapımcısına bir gösterim bedeli ödenmesi durumunda (yabancı filmlere ödendiği kadar olmasa da olur), bu gelirin bir nevi sinema gösterim bedeli olarak değerlendirilebileceğini ve bakanlık nezdinde yaşanan sorunları aşmakta bir maddi karine teşkil edeceğini düşünüyoruz.

Ticari gösterime girme sorunlarının daha da artacağı aşikar. 2013 yılı için acaba Kültür Bakanlığı filmlerin seyirciyle buluşabilmesine yönelik ne gibi çalışmalar yürütüyor? Örneğin 2013 yılı bütçesinde bu konuya ne kadar kaynak ayrıldı? Bunlar sektörde herkesin merak ettiği sorular. Cevaplarını da yakında hep birlikte göreceğiz.




11 Ocak 2013 Cuma

Türkiye Sinema Kanunu


Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın sinema alanındaki destek faaliyeti 2004 yılından günümüze 5224 sayılı “Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması ile Desteklenmesi Hakkında Kanun” ile yürütülmekteydi. Aradan geçen süre zarfında bu kanun artık yetersiz gelmeye başladı ve bir süredir sektörde  yeni bir sinema kanununa olan ihtiyaç dile getirilir oldu. Geçtiğimiz ay bu sürecin sonuna gelindi ve yeni ismiyle “Türkiye Sinema Kanunu” Sinema Genel Müdürlüğü tarafından TBMM'ye sunuldu. Kanunun önümüzdeki günlerde kabul edilip yürürlüğe girmesi bekleniyor. Yeni kanun düzenlemesi ile ilgili görüşlerimizi Uzatma Dakikaları'nda sizlerle paylaşalım istedik. 

- Yeni kanun kapsamında sağlanan bakanlık destekleri artık geri ödemesiz olacak. Eski kanunda yer alan ve geri ödemeyi düzenleyen 12. madde bu kanundan tamamen çıkarıldı.

- Eskiden olduğu gibi her türlü projeyi değerlendiren bir destekleme kurulu yerine değişik türde projeleri değerlendiren Sektörel Destekleme Kurulları oluşturuluyor. (madde 6)

- Artık sadece yerli film projelerine değil, Türkiye'de film çekmek isteyen yabancı yapımlara destek verilmesine yönelik de düzenlemeler getiriliyor. (madde 6A)

- Geliştirme, yapım ve post prodüksiyon desteklerine ek olarak dağıtım ve tanıtım desteği, gösterim desteği,  ortak yapım  desteği gibi yeni destek türleri de uygulanmaya başlayacak. (madde 8)

- Eski kanunda yer alan Danışma Kurulu yerine ekonomi, maliye, gümrük ve ticaret bakanlıkları ile meslek birliklerinin bir araya geldikleri bir Sinema Strateji Kurulu oluşturuluyor. Bu da sinemaya sadece tanıtım amaçlı değil ekonomik bir hedefle de bakılmaya başlandığını göstermesi açısından önemli. (madde 5)

'Hatasız kul, dikensiz gül olmaz' diyerek meclise sunulan kanundaki 'dikenlere' karşı da uyaralım isteriz. Uzatma Dakikaları'na göre Türkiye Sinema Kanunu'nda üç "iri diken" var:

1- Yeni kanun sinemaya daha çok ve çeşitli destekler verilmesine imkan tanıyor. Haliyle de artık daha az özerk ve daha çok denetime tabi bir sinemamız olacak! Destekleme komisyonlarının üye dağılımı ve komisyonların oluşturulma şeklinde bu hemen görülüyor. İki yasayı karşılaştırdık; eski yasada hiç olmayan "denetim" kelimesi yeni  yasada tam 5 yerde geçiyor. Eski kanunda 53 kez bakan(lık) kelimesi geçerken yeni kanunda bu 77'ye yükselmiş. (yapımcı kelimesi sadece 7 kez geçiyor!) Bilmem ikna oldunuz mu?

2- Madde 8  bu haliyle çok baş ağrıtabilir. Bu maddeyle geliştirme, yapım veya belgesel desteği alan tüm proje ve filmlerin gösterime girmesi (belgeseller için ulusal bir kanalda gösterilmesi) şartı getiriliyor. Aksi takdirde alınan destek tutarları geri iade edilecek. Yapım desteği alan filmlerin vizyon performansını bakanlığın yeni gösterim desteği uygulamasıyla birlikte görüp değerlendireceğiz. Öte yandan ulusal televizyonların hiçbirinde belgesel gösterme gibi bir teamül olmadığından belgesel konusu sorunlu. Proje geliştirme desteği alan projeler için gösterime girme şartı aranması ise çok manasız. Görünen o ki 60-70'lerde altın çağını yaşayan "Yeşilçam" dan sonra 2000'lerle birlikte "Yeşildam" dönemi başlayabilir. Çünkü filmi tamamlayan ama gösterim şartını yerine getiremeyen hiç bir yapımcı veya yönetmen destek tutarını geri ödeyemeyeceğinden muhtemelen hapse girecek! Dikkatle bakılırsa bu düzenlemenin geri ödemeli eski modele göre daha katı bir uygulama olduğu hemen görülüyor.

3- Şeffaflık. Yeni kanunda daha çeşitli destek türü olduğundan operasyonların şeffaf olması kilit önemde. Sinema Genel Müdürlüğü'nün yıllık destekleme bütçesi açıklanacak mı? Ülke tanıtımına yönelik film yaptırma, kültürel amaçlı film haftaları düzenleme, festival desteği vs. gibi konularda destek alan kurum, kişi ve şirketler, verilen destekler tutarları sektörle paylaşılacak mı? Bunları da yaşayıp göreceğiz.  

Uzatma Dakikaları dikkatinize sunar...