eurimages etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eurimages etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Aralık 2013 Cuma

Hayır'dır inşallah!



Film yapmak üzere yola çıkan proje sahiplerinin kaçınılmaz olarak kapısını çaldığı iki resmi kurum var: Kültür Bakanlığı ve Eurimages.

Son yıllarda artan para ödülleriyle festivaller de yapımcılarımız için yeni bir adres oldu.

Bu üç adresin de bir ortak özelliği bulunuyor:

Hem Kültür Bakanlığı Destekleme Komisyonu "üyeleri", hem Türkiye'nin Eurimages "temsilcisi" hem de festivallerde yarışacak filmleri belirleyen "ön seçiciler" in ortak özelliği, bu işi "hayrına" yapıyor olmaları.

Kültür Bakanlığı destekleme komisyonunda görev yapan üyelere toplanti başına  325 TL. ödeniyor (yazıyla: üçyüzyirmibeşTürkLirası)

Eurimages temsilcimiz maaş almıyor (daha doğrusu alamıyor, bu da başka bir yazının konusu). Kendisine sadece toplantılara katılabilmesi için uçak bileti sağlanıyor ve günlük 95 Euro (yazıyla: doksanbeşavro) harcırah veriliyor.

Festivaller ise ön seçici kurullarda görev yapan sektör temsilcilerini bila bedel çalıştırıyorlar.

Bakanlığın dağıttığı destek 10 milyon TL'nin üzerinde, Eurimages'a Türkiye'nin katkısı yıllık 1 milyon Euro, festivallerin dağıttığı para ödülü toplamı ise 1 Milyon TL'yi aşıyor.

Durum gayet enteresan. Zira sektördeki tüm akçeli mecraların bu şekilde yürütülmesi herkesi töhmet altında bırakacak söylentileri de yaratıyor. Değerlendirme komisyonunda görev yapanlar avantacılıkla, Eurimages temsilcileri projesine göre davranmakla, seçici kurul üyeleri de çeşitli tanıdıkları kayırmakla suçlanıp duruyorlar.

Bu görevleri hayrına icra edenlerin bir yandan büyük sevap kazanırken, bir yandan da kulaklarının çınladığı bir gerçek.

Uzatma Dakikaları sinema ile ilgili akçeli işlerin profesyonel bir anlayışla yürütülmesi gerektiğini düşünüyor.  

Sinemanın sektör olabilmesinin yollarından biri de buradan geçiyor.







 



1 Eylül 2013 Pazar

Cinelink forum 2013


Bu yıl Saraybosna Film Festivali'nin endüstri bölümü olan Cinelink kapsamında organize edilen SEE Forum'un (Güneydoğu Avrupa Bölgesel Forum)  beşincisi yapıldı. Bu 3 günlük forum sırasında bölgedeki yapımcı, festival ve fonların yaşadığı sorunlar ve çözüm yolları tartışıldı.

Son dönemde bu bölgede yaşanan sorunların en önde geleni kuşkusuz ortak yapımlarda ülkeler arası karşılıklılık prensibinin bozulması. Ekonomik olarak nispeten daha iyi durumda olan Hırvatistan ve Slovenya'nın destek verdiği Bosna Hersek, Sırbistan ve Makedonya'dan projelere karşılık olarak kendi projeleri için bu ülkelerden yeterli mali destek alamaması sonucu son yıllarda bir cari dengesizlik oluşmuş durumda. Bu sorunun bir şekilde giderilmemesi durumunda bölgedeki ortak yapımlarda önümüzdeki dönemde problemler yaşanması kaçınılmaz görünüyor. 

Bu durum Eurimages nezdinde de sorun yaratıyor. Bilindiği gibi Avrupa Çok Taraflı Ortak Yapım Konvansiyonu uyarınca Eurimages da ortak yapımlarda minimum ortalık payı olaak %10 şartını arıyor. Ancak; örneğin Hırvatistan'dan Eurimages'a basvuran 1.000.000 Euro bütçeli bir Hırvatistan - Almanya - Sırbistan projesinde Sırbistan'daki yapımcı %10 duvarına tosluyor. Çünkü Sırbistan'dan toplam bütçenin %10'u olan 100.000 Euro'yu fonlaması pek de mümkün değil. Çoğunda ekonomik sıkıntılar olan bölge ülkelerinde yabancı projelere verilen destekler 40- 50 bin Euro'yu aşmıyor. Bu durumda da bölgede ortak yapım gerçekleştirmeye çalışılan projelerin Eurimages ayağı da sorunlu hale gelmiş oluyor.

Forum sırasında bölge ülkelerinin film komisyonlarının ortak fonlamasıyla faaliyet gösterecek ve bölgedeki işbirliğini destekleyecek bir sinema fonunun kurulması fikri de konuşulmaya başlandı. Önümüzdeki dönemde bunun nasıl bir yol aldığını göreceğiz.

Türkiye ise başka denizlerde yüzüyor. Ülke olarak bölgeye olan ilgimiz sadece eski Osmanlı coğrafyasını tanıtıp gururlandıran paket turlar ve mal satıp para kazanmaya yönelik ticaret ile sınırlı gibi görünüyor. Halbuki tıpkı Uzakdoğu ve İskandinavya  marketlerinde olduğu gibi bu bölge ülkelerinde aradaki kültürel bağların da yardımıyla sinema alanında birçok ekonomik ve endüstriyel ortak model oluşturulabilir. Türkiye'nin Osmanlı yapılarını restore etmekle sınırlı görünen kültürel faaliyetlerini genişleterek sinema alanında daha aktif bir rol alması gerektiğini düşünüyoruz.

Özellikle meslek birliklerinin uğraşısı sonucu karşılıklılık prensibi yeni 5224 sayılı destek yasasına eklendi. Ancak bu yasa henüz kabul edilip yürürlüğe girmediği için bizde mevcut yasayla zaten hiçbir yabancı projeye destek olunması kanunen mümkün değil. Bu ahval ve şeraitte de ortak yapımlarımız için adres Fransa ve Almanya ile sınırlı kalmaya devam edecek. Ta ki onlar da  "e yeter artık!" diyene kadar.

Bizden söylemesi. Uzatma Dakikaları'nda okumuştum dersiniz...








21 Şubat 2013 Perşembe

"Izgara et" değil "İade et"


Son günlerde kulağımıza garip duyumlar geliyor. Sorun şöyle özetlenebilir: Bakanlık sinemada gösterime giremeyen filmlere verdiği yapım desteğini faiziyle geri istiyor!..

Meclise sunulan yeni taslak kanunda böyle bir ifade ne yazık ki var. Ancak şu anda geçerli olan  5224 sayılı destekleme kanununda böyle bir hüküm yok. Mevcut kanundaki hüküm "yapımın gösterime girmemesi veya tarihinin tespit edilememesi halinde, en geç desteğin yapıldığı yılı takip eden takvim yılı sonu itibarıyla gösterime girmiş sayılır." şeklinde.Diğer bir deyişle filmin gösterime girmesi "filmi ticari faaliyete koyma" olarak kabul ediliyor ve geri ödemenin başlatılması için bir yeşil ışık yakıyor.

Bildiğimiz hiçbir sinema fonu ticari gösterime girmeyen filmlere verdiği destek tutarının tamamını geri talep etmiyor. Yapımı gerçekleşmiş, post prodüksiyonu tamamlanmış, ve hatta belli festivallerde gösterilmiş bir filme "sen ticari gösterime girmedin, ver benim bütün paramı geriye" demek mantıkla açıklanması zor bir durum. Vizyona giremedi diye bakanlık dışında filme destek olan diğer fonların ve yatırımcıların da aynısını yaptığını düşünsenize! En yakın örnek olarak üyesi olduğumuz Eurimages sadece "son taksit" ödemesini desteklenen filmin tüm ortak yapımcı ülkelerde gösterime girmesi şartına bağlanmış.

Bizdeki bu dert ilk filmini yapan ve yapımcısı olmayan filmlerin başına gelmesi muhtemel bir durum. Kanımızca doğru olan yöntem bakanlığın bu filmlere verdiği parayı geri istemek yerine filmlerin vizyona girebilmesi için ek destekler vermesi. Ayrıca filmlerin vizyona girme tarihi konusundaki sürenin daha uzun tutulması.

Uzatma Dakikaları'na göre ulusal festivallerin yarışma bölümlerinde gösterilen filmler "sinemada gösterim" şartını teknik olarak gerçekleştirmiş olmaktadır. Festivallerde bilet satılması sebebiyle bunun ticari bir etkinlik olduğunu kabul edebiliriz. Festivalciler biraz kızacak belki ama ulusal yarışma filmlerinin yapımcısına bir gösterim bedeli ödenmesi durumunda (yabancı filmlere ödendiği kadar olmasa da olur), bu gelirin bir nevi sinema gösterim bedeli olarak değerlendirilebileceğini ve bakanlık nezdinde yaşanan sorunları aşmakta bir maddi karine teşkil edeceğini düşünüyoruz.

Ticari gösterime girme sorunlarının daha da artacağı aşikar. 2013 yılı için acaba Kültür Bakanlığı filmlerin seyirciyle buluşabilmesine yönelik ne gibi çalışmalar yürütüyor? Örneğin 2013 yılı bütçesinde bu konuya ne kadar kaynak ayrıldı? Bunlar sektörde herkesin merak ettiği sorular. Cevaplarını da yakında hep birlikte göreceğiz.




9 Kasım 2012 Cuma

Uluslararası fon başvuruları için 7 altın kural







Son zamanlarda projesi olan arkadaşlarla yaptığımız sohbet ve konuşmalarda şöyle durumlarla karşılaşıyoruz: "bu ayın 10'unda falanca fonun başvurusu vardı, oraya yolladım, önümüzdeki ayın 4'ünde de filanca fonun başvurusu var oraya göndereceğim proje dosyamı. Eurimages'ı da düşünüyorum" vs. vs.

Bu tarz bir nevi "iş başvurusu" yapar gibi, projenin hangi aşamada olduğuna, neye ihtiyaç olduğuna, başvurulan fonun nasıl projelere destek verdiğine bakmaksızın yapılan bu otomatik ve baştan savma başvurularla ciddi bir ilerleme kaydetmek ne yazık ki mümkün değil. Sinema zorlu olduğu kadar ciddi de bir uğraştır. Dolayısıyla bu süreci profesyonel bir tavırla yürütmek gerekiyor.

İşte uluslararası fonlardan medet uman sinema projesi sahipleri için bazı altın kurallar:

1) Gerek başvuru aşamasında, gerekse başvuruyu takip eden süreçlerde en küçüğünden en büyüğüne kadar tüm fonların ciddi ciddi yazma, çizme, hesaplama ve raporlama yükümlülükleri var. Bu işleri de birisinin üstlenmesi gerekiyor. Dolayısıyla bu süreci takip edecek deneyimli veyahut hevesli, ama mutlaka yapımcı pozisyonunda birilerinin olması şart.

2) Unutmamak gerekir ki projenize Türkiye'den bir unsur eklemeniz çok önemli. Bu Bakanlık fonu olabilir, projeye destek sözü veren bir kurum kuruluş veya sponsor olabilir. Böylece projenizin kendi ülkesinde de birtakım kişi ve kurumlarca desteklenen bir proje olduğunu göstermiş oluyorsunuz. Hiçbir yerli unsur olmaksızın doğrudan uluslararası bir fona başvurmanız reddedilme ihtimalini arttıran bir unsurdur. 

3) Projenizin neye ihtiyacı var? Senaryo doktorları ile çalışma anlamında bir yazım desteğine mi? Projeyi geliştirmek için finansal desteğe mi? Yoksa yapım için ortaklar bulmaya mı? Bunların hepsi için ayrı ayrı fonlar, platformlar ve destekler mevcut. Özellikle ortak yapımcı bulmak amacıyla katılacağınız platformlarda çok detaylı sorularla karşılaşabilirsiniz. Onun için projenizin neye ihtiyacı olduğunu çok çok iyi bilmeniz gerek.


4) Başvurduğunuz fonlardan daha önceki dönemlerde hangi tür projeler destek almış? Türkiye'den daha önce hangi projeleri desteklemişler, bunu da mutlaka önceden araştırın. Eğer mümkünse bu kişilere başvuru öncesinde danışın.


5) Proje dosyanızda eksiklik olması durumunda çoğu zaman bir daha başvuru şansınız olmadığını asla unutmayın. Kimsenin bir projeyi veya senaryoyu birden fazla kez okuyacak zamanı ve enerjisi yok. Dolayısıyla dosyanızı mümkün olduğunca eksiksiz hale getirip yollayın.


6) Dosyadaki tüm belgelerin çok iyi bir ingilizceyle ve profesyonel görünen bir formatta olmasına özen gösterin. "Google translation" yada "ingilizce bilen yakın arkadaşlar" gibi opsiyonlardan medet ummayın. Çeviri için mutlaka zaman ve para ayırın.


7) Asla yalan söylemeyin, palavra sıkmayın ve tutamayacağınız vaadlerde bulunmayın. Uluslararası fon yöneticilerinin Türkiye sinema sektörü ile ilgili bilgileri sandığınızdan çok daha fazladır. Bilmedikleri konularda da telefon edip sorabilecekleri birçok kişiyi tanırlar. Dolayısıyla aslında herkesin bir şekilde birbirini tanıdığı ve yüz yüze baktığı uluslararası camiada en büyük değerin "güvenilirlik" olduğunu unutmayın.