7 Kasım 2015 Cumartesi

Rakamlarla festivallerde son 10 yıl -1



"Acaba son 10 yılda top klasman festivallerde ülke bazında nasıl bir dağılım var?" diyerek bu dönemin Berlin, Cannes ve Venedik ana yarışmalarını masaya yatırdık.

Sonuçta aşağıdaki gibi bir film dağılımı çıktı ortaya:

Fransa =102
ABD =101
İtalya =49
Almanya=41
İngiltere =32
Japonya =24
Çin =20
G.Kore =13
Avusturya =13
Rusya =13
Ispanya = 11
Kanada =11
Danimarka =10
Israil =10
Iran =10
Arjantin =10
Türkiye = 9
Belçika = 9
Meksika =6
Romanya =6
...

şeklinde liste devam ediyor.

Bu 10 yıllık süreçte 53 farklı ülkeden filmin bu üç festivalin ana yarışmasında kendine yer bulduğu görülüyor.

Bu ülkelerin kıta dağılımına bakıldığında ise:

23 Avrupa
15 Asya
9 Amerika

5 Afrika
1 Avustralya

şeklinde bir dağılım ortaya çıkıyor.

***

Bu inceleme yapılırken ortak yapımlar dikkate alınmadı. Filmin menşei belirlenirken de filmin dili, yönetmenin veya yapımcının ülkesi değil, ana finansmanı sağlayan ülke baz alındı.

Büyük üretim hacmine sahip Hindistan (Bollywood), Nijerya (Nollywood) gibi ülkelerin listede yer almadığı görülüyor. Bu istisnaların dışında ise ülke sinemalarının festival performansı o ülkenin dünya sinema endüstrisindeki yerinden çok da bağımsız değil. "Bu listede ne işi var?" diyeceğimiz bir sürpriz yok bu listede bizim için. 

Dolayısıyla ticari sinema - festival sineması arasında keskin ayrım yapmak, en azından endüstriyel perspektiften, pek de manalı değil. Bunun yerine bu iki ana damarı birbirini besleyen ve endüstriyi geliştiren mecralar olarak görmek daha doğru görüşündeyiz.

Türkiye'nin listedeki konumuna gelince; mevcut destek mekanizmalarının hacmi, yasal düzenlemeler, üretim ve rekabet koşulları gibi değişkenler göz önüne alındığında minimum girdiyle maksimum sonucun elde edildiğini söyleyebiliriz.

Öte yandan bu listede şu anda daha alt sıralarda olan veya henüz ortalarda görünmeyen bazı ülkelerin son yıllarda yaptıkları atılımlara şahit oluyoruz. Eğer biz de gecikmiş bazı reformları yapmaz veya ön liberoyu sağ açık oynatmaya devam edersek sonraki 10 yılın böyle bir resim vermeyeceğini şimdiden söyleyebiliriz.  

Uzatma Dakikaları'nda festivaller mevzusunu yazmaya devam edeceğiz.





  



13 Ekim 2015 Salı

Güney Kore'nin düşündürdükleri




Aslında dışardan bakıldığında G.Kore Sineması'nda herşey yolunda gibi görünüyor. 

2015 yılında "Assasination" ve "Veteran" isimli yerli filmler 10 milyon adet bilet satışını aşma başarısı gösterdiler.

G.Kore sinema sektörü 2014 yılında 1.6 Milyar $' lık gişe hasılatına ulaşarak dünyanın 6. büyük pazarı haline geldi.

Ancak endüstriye gitgide mega projelerin yön vermeye başlaması beraberinde ciddi sorunları da getirmeye başladı.

Birçok uzman sektördeki dikey yapılanmanın (yapım, dağıtım, gösterim alanlarının aynı grupların tekelinde toplanarak pazar yoğunlaşması yaratması durumu) dev şirketler tarafından üretilen "büyük bütçeli formül filmlerine" yönelik bir üretim modelinin oluşmasına yol açarak film çeşitliliği azalttığını,  bu durumun ise başka daha derin problemlerin kökenini oluşturduğunu belirtiyorlar.

2014 yılında sinema zincirlerinin öncelikle kendi kurdukları dağıtım şirketlerinin filmlerinin gösterimine öncelik tanıdığını görüldü. Buna karşılık küçük filmler ise genellikle  kısmi gösterimler, seans paylaşımı, sabah veya geceyarısı gösterimleriyle yetinmek zorunda kaldılar.

Eleştirmenler ise yerel markete ve ticari başarıya odaklı filmlerin sektörü domine etmesinin sonucu olarak Berlin, Cannes, Venedik gibi festivallerin yarışmalarında gittikçe daha az sayıda Kore filminin yer almaya başladığını  belirtiyorlar.

Kore sinemasının kendi pazarındaki ticari başarısı ülkemizdeki bazi yapımcılar tarafından da keşfedilmiş durumda. Buna bir de iki ülkenin benzer kültürel motifleri eklenince son yıllarda artan şekilde Kore'den adapte yapımlar  sinemalarımızda boy göstermeye başladı.

Sinema endüstrimizdeki dikey yapılanmanın şiddetini arttırdığını da biliyoruz. Anlaşılan sektörümüz sadece içerik adaptasyonuyla yetinmiyor, endüstriyel bir modelleme olarak da Kore sinema endüstrisi bazı çevrelerin iştahını kabartıyor olmalı.

Rekabet kurulumuz piyasadaki rekabeti sadece tüketici ve bilet fiyatı ekseninde değerlendirdiğinden üretimdeki dikey - yoğunlaşmaya yönelik olarak pek kılını kıpırdatmıyor.

Özellikle dijitalleşme sonrası bağımsız yerli yapımlarımızın vizyon konusunda yaşayacağı sorunların kronkleşeceğini görmek için kahin olmaya gerek yok.

Sinemadan sorumlu bürokrasi ise herhalde birçok Türk filminin vizyona giremeyeceği kıyamet günleri gelene kadar pek kılını kıpırdatmayacak gibi.

Bu konuyu Uzatma Dakikaları'nda gündeme getirmeye devam edeceğiz.





16 Haziran 2015 Salı

Kdv iadesi hakkında



Türkiye'de çekilen yabancı filmler için kdv iadesi imkanı bulunuyor.
Sinema Genel Müdürlüğü'nün 'teşvik' olarak sunduğu bu mekanizma nedir
ve nasıl işliyor, bu yazımızın konusu bu.
 
Öncelikle KDV iadesi almanın şartları neler?

1- Filmin Türkiye'de çekilmesi gerekiyor.
2- Filmin yapımcısının yurt dışında bir şirket olması gerekiyor. Yani filmden yurt dışında faydalanılması gerekiyor.
3- Yapımda harcanan tutarın yabancı para cinsinden Türkiye'de prodüksiyon
hizmeti veren şirketin hesabına gelmesi gerekiyor.
4- Prodüksiyonla ilgili tüm faturaların Türkiye'deki prodüksiyon hizmeti veren şirketin adına kesilmiş olması gerekiyor.

Eğer bu şartlar oluşmuşsa kesilen faturaların kdv tutarlarının iadesini talep edebiliyorsunuz.

Bu talebi oluşturmak için bir yeminli mali müşavire ihtiyacınız var. Sonrasında da şu aşamalardan geçiyorsunuz:

- Yeminli mali müşavir tüm faturaların gerçek olup olmadıklarını fatura kesen şirketleri arayarak kontrol ediyor.

- Talep formunu doldurup ilk başvuruyu yapıyor. (Bunun için vergi dairesinden internet şifrenizi almanız lazım)

- Maliye bu ön aşamadan sonra varsa sorularını iletiyor, siz de onları yanıtlıyorsunuz.

- Daha sonra vergi dairesinden şirketinize yoklamaya geliniyor.

- Yoklamadan sonra da size vergi iadesi işleminin tamamlanması için bir adet form bırakıyorlar. Formu 15 gün içinde güncel mali verileriniz, sgk dökümleriniz, ofisinizin 3 adet fotoğrafı olacak şekilde dosyalayıp kaşeli - imzalı bir şekilde
vergi dairesine teslim ediyorsunuz.

Peki bu işlemler ne kadar sürüyor?

Tam 9 ay !...

Bu kadar yavaş işleyen multi - bürokratik  bir sistemi uluslararası mecrada "sinema teşviği" olarak sunmak biraz gülünç olmuyor mu?

Hangi yapımcı 9 ay sonra alabileceği bir KDV iadesi için (yani pratik olarak filmin post prodüksiyonunda ve vizyon aşamasında bile kullanılamayacak olan bir iade bu) Türkiye'ye gelir ki?

Hele de birçok ülkede cazip Vergi Teşvikleri (Tax Rebate) ve Vergi Destekleri (Tax İncentive - ki bu destek peşin olarak önden alınabiliyor) varken!

Gelin adını koyalım: Kdv iadesi bir sinema teşviği değil, havaalanlarında turistlere sunulan bir turizm teşviğidir.